| |
AVRUPA TAŞIMALARINDA GÜZERGÂH SORUNU VE RO-RO TAŞIMACILIĞI Murat ERTÜTÜNCÜ Sektörel Danışman
Tarih: 2 Haziran 2008 Pazartesi
AVRUPA TAŞIMALARINDA GÜZERGÂH SORUNU VE RO-RO TAŞIMACILIĞI
“İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar “ diyor ,hayallerin şair Yahya Kemal…
Türk Uluslar arası Nakliyecilik sektörünün hedefleri vizyonu çok değil, 20-25 sene önce , sınırlı sayıda araç filosu ile Irak ve diğer Arap ülkelerinin yanı sıra Avrupa’nın bazı ülkelerine yapılan taşımacılıktan ibaretti … Ama bizim insanımızın müteşebbisimizin gayreti, hayal gücü inancı zaman içinde taşımacılık filosunu Avrupa’nın sayısal olarak en büyük filosu haline getirdi ,kendi önüne de “en büyük olma”hedefini koydu...En büyük ! Avrupa’nın ve dünyanın en büyük lojistik gücü olma hedefini…
Türk Nakliye sektörü kendisine bu hedefi tayin ettiği zaman ,karşısında aşmak ve yüzleşmek zorunda kalacağı engeller çıkartıldı her zaman olduğu gibi…Türk Nakliyecisi bu rekabette kendi devletinden destek görmek bir yana aşılmaz bürokratik engellerle karşılaştı,halende karşılaşmaya devam ediyor..
1990’lı yılların başlarında ,eski Yugoslavya’nın parçalanma sürecine girmesi ve iç savaş , Doğu Bloku ülkelerindeki değişim ve yeniden yapılanma sürecindeki sorunlar , can ve mal güvenliğinin olmadığı bu güzergahta , artan geçiş ücretleri, geçiş belgelerinin yetersizliği, tonaj kısıtlamaları ve seyir yasaklarıyla altından kalkılmaz hale gelen sorunlar, Avrupa ülkelerine yönelik taşımalarda bu güzergahı kullanan Türk Uluslar arası Taşımacılık sektörünü alternatif güzergah yolları aramaya sevketti.
Türkiye –İtalya RO-RO hattı o dönemde yepyeni bir umut olarak ortaya çıktı. Uluslararası Nakliyecilerin kendi ortaya koyduğu yatırımlar ve hisseleri ile bu gemilere ortak olması ve sektörün ufkunun açılması hedeflenmişti ,düşünülmüştü o yıllarda. UND RO-RO ( şimdi ki ismi ile U.N.RO/RO) 1993 yılında 48 nakliyeci -müteşebbisin yatırımları ile kuruldu.
RO-RO alternatifi , karayolunda devam eden geçiş belgesi sorunları ,geçiş sınırlamaları , sürekli artan geçiş ücretlerine karşın , Uluslar arası Taşımacılık sektörüne nefes aldırdı ciddi bir rahatlama sağladı.
Ancak ilerleyen yıllar içinde, ihracat ve taşıma potansiyelinin artması ve hedeflerin büyümesi karşısında RO-RO gemileri yeterli gelmemekle birlikte, RO-RO fiyatlarının gün geçtikçe yükselmesi ve maliyetlerin oldukça artması nedeniyle bu güzergâhta sıkıntılı hale geldi ve geçerli bir alternatif olma özelliğini kaybetmeye başladı.
İlk kuruluşunda, hasbelkader bütün nakliyecilerin hisseleri oranında ortak olarak ,sektörün kendisine mâl olması öngörülen RO-RO şirketleri, ilerleyen yıllarda ; hisselerin çeşitli nedenlerle el değiştirmesi nedeniyle bir anlamda “tekel” haline geldi.
2001 senesinde UND genel kurulu neticesinde ortaya çıkan “yol ayrımı “ ve akabinde RODER’in kuruluşu bu sıkıntıyı daha da derinleştirerek farklı mecralara götürdü. Sektör içi hesaplaşmalar başladı ; bir grup yalnızca RO-RO hattını kullanmakta ısrar etti diğer grup RO-RO hattını hiç kullanmamak iddiasında bulundu. Şüphesiz ki neticede bu hesaplaşmadan yalnızca sektörün kendisi zarar görmüştür.
Bu tartışmalar gölgesinde 2007 senesine gelindiğinde RO-RO şirketi hisselerinin, yabancı sermayeli, KKR isimli bir konsorsiyuma satılması ile tartışma başka boyutları taşındı.
Daha önce RO-RO güzergahını kullanmamak iddiasında bulunanlar ,satış sonrası-“stratejik öneme sahip” bir RO-RO şirketinin yabancı sermayeleri bir konsorsiyuma satılmasını şiddetle eleştirmeye başladılar. Eleştiriler kısmen haklı idi hisseleri ve yönetimi devralan şirket alelacele RO-RO fiyatlarına zam yaptı. İhracat potansiyeli ,yüksek maliyetler ,araç sayısının fazlalığı düşünüldüğünde elbette bu maliyetlerle artı değer üretmek mümkün değildir.
Bize göre ,mesele kurumsal ve kişiler bazında tartışmaya açılmak ve hesaplaşma içine girmek yerine ,sektörün çıkarları doğrultusunda ve sektörü ileriye götürecek çözümler geliştirilmeli,katılımcı ve uzlaşmacı bir anlayışla sorunlara çözüm aranmalıdır.
Ben fiilen araç çalıştıran bir Uluslar arası Nakliyeci olarak bugün ki RO-RO fiyatlarını gerekçesi ne olursa olsun kabul edilemez buluyorum.
Çeşmeden Trieste’ye yapılan seferlerde RO-RO fiyatı daha makul olmakla birlikte, eski ve kapasitesi küçük gemilerle taşıma yapılması ,sefer sayısının yetersizliği nedeniyle potansiyele cevap verememektedir.Çeşme Limanında özellikle hafta sonları yığılmalar olmakta ve önemli zaman ve iş kayıpları meydana gelmektedir.
[--pagebreak--]
Bir şarkıda söylendiği gibi “Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır” sanırım nakliyeciler olarak bizimde ömrümüz her yeni günde karşımıza çıkan /çıkarılan sorunlara çözüm yolları aramakla ve kafa yormakla nihayet bulacak.
Bizim memleketinin insanının nev’i şahsına münhasır (sadece kendine benzeyen) bir yapıya sahip olduğuna inanıyorum,zorluklar karşısında yılmayan,hayallerinin gittiği yere kadar gitmek isteyen ,”olmaz işleri mümkün kılmak peşinde koşan”, kendine has bir yapımız var .TRACECA (İpek yolu projesi ) Projesinde stratejik öneme sahip bir lojistik geçiş güzergahı ve üs bölgesi olmak…BSEC-URTA oluşumunun lideri olmak ...Dünyanın yeni ekonomik süper gücü olmaya aday Çin mallarının Avrupa’ya transferinde bile söz sahibi olmak ! Hindistan-Pakistan-İran –Türkiye limanları üzerinden Çin mallarının Avrupa’ya transferinde söz sahibi olmak ve pay almak ! AB tarafından yapılan haksız uygulamalara karşı eylem planları ortaya koymak ve gerçekleştirmek ,Uluslar arası Mahkemelere davalar açmak ! ….
Güzergah sorunlarına çözüm bulmak için her geçen gün yeni ufuklar açmak yeni güzergahlar bulmak…”Avende-Garde“ (zamanın-ilerisinde)bir anlayışla hadiselere yaklaşmak, yorumlamak ,stratejiler üretmek…
Bir önceki yazımda da kısmen bahsettiğim 2007 yılında Almanya’nın Uluslar arası Taşımacılık sektöründe Türkiye’yi ekonomik rakip olarak görerek,Bulgaristan’da lojistik üs kurma ve Türkiye aleyhine dengeleri değiştirme stratejsine karşı ,”Viking Treni “ çözümü bulunmuş ve bu konu ciddi ciddi konuşulmuştu.
Yeni çözüm "Viking treni..."idi.
Yükleme Pendik veya Bartın da yapılacak.
TIR lar oradan gemilerle Ukrayna nın İliçevski veya Odesa Limanı na indirilecek.
Oradan Viking treniyle Beyaz Rusya üzerinden Litvanya’nın Klaipede Limanı na gidecek.
Klaipede den Avrupa nın her yerine feribot seferi var.
Türk TIR ları oradan dağılacak…Planı dahiyane bulanlar olabileceği gibi mantıksız bulanlarda olabilir.
Dayatmaları kabul etmemek, bizim insanımızın ruhunda vardır,anında yeni stratejiler üretir,uygulamaya geçirir,bu onun varlığını idame ettirme iradesi ve rekabet gücünü ortadan kaldırma planına karşı refleksidir…
Ütopyaları üretenlerin kendileri de bir zaman sonra ona inanmaya başlar. Çünkü çözümün adresi , hayal ötesi de olsa yalnız ve yalnız kendi düşünce ve inancıdır.
Bütün bunları düşündüğüm zaman kendi kendime “neden olmasın ?” diyorum elbette bir gün hayal ettiğimiz yerlere ulaşacağız…
Ancak sanırım ne zaman ki ülke olarak ,sektör olarak kendi içimizdeki hesaplaşmalardan şahsi çıkar ilişkilerinden kurtulur, yalnızca ülkenin, ekonominin ,sektörün çıkarlarını ön planda tutarak,uzlaşma ile herkesin tam bir inanç ile mücadeleye katılım sağlarsak o zaman bu hayallerimizi gerçekleştiğini görebileceğiz.Kendi işimizi kendimiz zora sokan ve kendi kendimizle kavga eden bu yapıdan kurtulduğumuz zaman….
Bütün sektör mensuplarına ve çalışanlarına hayırlı işler,başarılı çalışmalar temenni ederim…
Murat ERTÜTÜNCÜ Sektörel Danışman muratertutuncu@windowslive.com
Bu köşe yazısı 602 defa okundu. Toplam 908 kelime
[ Geri Dön: Murat ERTÜTÜNCÜ Sektörel Danışman ] - [ Yazarlar İndeksi ]
|
|